Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Gayrisafi Yurt İçi Hasılamız 1,64 Trilyon Dolara Ulaştı

01.06.2026 - Pazartesi 14:41
ISTANBUL CEVDET YILMAZ 2027DE ENFLAS 1105389 328140

ANKARA / TEKHA

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2025 yılında tarihi bir rekorla 1,60 trilyon dolar olan gayrisafi yurt içi hasılamız, 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,64 trilyon dolara ulaşmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TÜİK’in açıkladığı 2026 yılı 1’inci çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Yılmaz, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye ekonomisi, küresel ekonomideki çoklu krizlerin ve bölgemizdeki jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, sağlıklı politika çerçevesi ve sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda dayanıklılığını korumaktadır. Son 23 çeyrektir kesintisiz büyüme performansı sergileyen ekonomimiz 2026 yılının birinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,5 oranında büyüme kaydetmiştir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre kaydedilen yüzde 0,1 oranındaki büyüme oranı ise iktisadi faaliyetteki dirençli seyri ortaya koymaktadır. 2025 yılında tarihi bir rekorla 1,60 trilyon dolar olan gayrisafi yurt içi hasılamız, 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,64 trilyon dolara ulaşmıştır. Üretim yönünden GSYH bileşenleri incelendiğinde, sektörel bazda beklenen ayrışmaların gerçekleştiği görülmektedir. Geçtiğimiz yıl olumsuz hava koşullarının etkisiyle küçülen tarım sektörü bu dönemde bir toparlanma sergileyerek yüzde 4,6 oranında büyümüştür. İnşaat dahil hizmetler sektörü aynı dönemde yüzde 3,4 oranında büyüme kaydetmiş olup sektörün büyüme hızındaki yavaşlama dezenflasyon programıyla uyum içinde gerçekleşmiştir. Sanayi sektörü ise dış talepteki yavaşlamanın bir yansıması olarak bu çeyrekte yüzde 0,8 oranında daralmıştır. Bu gelişmede ramazan ayının 2026 yılında yılın ilk çeyreğine kayması nedeniyle gerçekleşen iş günü kayıplarının da etkisi bulunmaktadır” dedi.

Politikalarımızı Tavizsiz Biçimde Uygulamaktayız

2026 yılı ilk çeyreğinde iş gücü ödemelerinin milli gelir içindeki payının ise yüzde 38,1 oranıyla tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını vurgulayan Yılmaz, “Harcamalar yönünden makroekonomik kompozisyon değerlendirildiğinde nihai yurt içi talebin iktisadi faaliyetin sürükleyicisi olmaya devam ettiği görülmektedir. Bu çerçevede toplam tüketim harcamaları yüzde 4,4 oranında artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 3 oranında büyümüştür. Toplam tüketim harcamaları tarihsel ortalamasının altında artarken yatırımlardaki artış eğiliminin korunması üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından olumlu bir görünüme işaret etmektedir. Öte yana, deprem illerimizdeki yeniden inşa ve ihya faaliyetlerinin etkisiyle ivmelenen inşaat yatırımları bu dönemde geçmiş dönemlere kıyasla bir miktar yavaşlayarak yüzde 3,3 oranında artış kaydetmiştir. Dış ticaret tarafında ise başta Körfez ülkeleri olmak üzere ticaret ortaklarımızdaki zayıf dış talep görünümünün yanı sıra küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisiyle net mal ve hizmet ihracatı büyümeyi geçici olarak sınırlayıcı etkide bulunmuştur. Ülkemizin ekonomisinde gerçekleşen büyüme oranları uyguladığımız makroekonomik istikrar programının hedefleri ve ekonomide tesis edilen sürdürülebilir ve küresel krizlere direnç gösteren yapıyla uyumlu bir görünüm sunmaktadır. Orta Vadeli Program (2026-2028) çerçevesinde belirlediğimiz ana istikamet ve hedefler doğrultusunda ekonomimizin verimliliğini artıran ve şoklara karşı direncini güçlendiren politikalarımızı tavizsiz biçimde uygulamaktayız. Bölgemizde yaşanan jeopolitik gerginlikleri ve küresel sınamaları makroekonomik dengeler üzerindeki olası yansımaları bakımından yakından takip etmekteyiz. Bu çerçevede ilgili tüm kurumlarımız makroekonomik istikrarı korumaya yönelik araçları gerektiğinde eş güdüm içerisinde kararlılıkla devreye almaktadır. Son dönemdeki küresel ekonomik tahminler çerçevesinde 2026 yılının tamamında büyüme oranı açısından OVP hedeflerine yönelik aşağı yönlü riskler ortaya çıkmakla birlikte söz konusu riskler etkin biçimde yönetilmekte olup yıl genelinde büyümenin OVP hedefine yakınsayacağı beklenmektedir” ifadelerini kullandı.