MHP Lideri Bahçeli’den ‘Terörsüz Türkiye’ Mesajı: Sırada Siyasi ve Hukuki Düzenlemeler Var

06.05.2026 - Çarşamba 00:03
BAHCELI SUCA KARISMAMIS KIM VARSA GELIP 951706 282505

ANKARA / TEKHA

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “Terörsüz Türkiye” hedefine dair kritik açıklamalarda bulundu. Bahçeli, sürecin yasama aşamasına geçeceğini belirterek, “Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır” dedi.

“Hiçbir Gücün Bölgesel Uzantısı Olmayız”

Türkiye’nin dış politikadaki kararlı duruşuna vurgu yapan Bahçeli, “Türkiye kendi dış politikasını kendi milli çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çerçevesinde yürütür. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız. Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye karşıtı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin, Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz. Türkiye masaya kendi aklıyla oturur; kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz. Barış siyaseti yalnız iyi niyetle yürütülemez. Güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam iç cephe ister. Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar. Ekonomisi dirençsiz olanın diplomatik hareket alanı daralır. İç cephesi kırılgan olanın dış politikada manevra kabiliyeti azalır. Türkiye’nin barış dili, güçlü devlet kapasitesiyle birlikte düşünülmelidir” ifadelerini kullandı.

Doğu Akdeniz ve Macron’a “Napolyonculuk” Eleştirisi

Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Bahçeli, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u eleştirerek şunları söyledi: “‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ mefkuresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır; fakat haklarını, güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım, karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi halinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez. Fransa’nın bölgeye tarihi komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve anakronik güç tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez. Sayın Macron’un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması, dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara sari kadim ilişkilere fayda sağlamaz. Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı haline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa’nın itibarı zarar görür.”

“Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ın Varlık Hakkını Koruyacaktır”

Kıbrıs meselesinde taviz verilmeyeceğini belirten Bahçeli, “Türkiye, Kıbrıs Türkünün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir. Başta KKTC’nin yöneticileri olmak üzere bütün soydaşlarımız ve kandaşlarımız bu konuda tarihi hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etmelidir. Adada hala AB romantizmiyle oyalananlar, gözlerini Doğu Akdeniz’in doğu kıyılerine çevirmeli; Filistin’de ve Lübnan’da yaşananları ibretle okumalıdır. Devletsizliğin, sahipsizliğin ve garantisizliğin bir halka nelere mal olduğunu göreceklerdir. Kıbrıs Türkünün güvenliği, toprağı, egemenliği ve geleceği hiçbir hayale, hiçbir dış telkine, hiçbir diplomatik seraba emanet edilemez. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak, Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir” dedi.

“Barış İçin Çıktığımız Kutlu Yola Baş Koyduk”

Terörün tasfiyesinin Türkiye’nin kalkınması için hayati önemde olduğunu söyleyen Bahçeli, “‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin burada ayrı yeri vardır. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk” şeklinde konuştu.

“Terörsüz Türkiye Teslimiyet Değildir”

Bahçeli, MHP’nin terörle yan yana getirilme çabalarına sert tepki göstererek, “‘Terörsüz Türkiye’ teslimiyet değildir, ‘Terörsüz Türkiye’ taviz değildir, ‘Terörsüz Türkiye’ terör örgütüyle pazarlık değildir, ‘Terörsüz Türkiye’ devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin Ülkücü şehitlerimizin kanıyla, Taş Medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez” dedi.

“Sıra Siyasi ve Hukuki Düzenlemelerde”

Sürecin TBMM çatısı altında ilerlemesinin önemine değinen Bahçeli, “Bu sürecin en önemli yönlerinden biri de meselenin Gazi Meclisimizin çatısı altında ele alınmış olmasıdır. Milli iradenin tecelligahı, Kurtuluş Savaşı’mızın karargahı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tecessümü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin komisyon çalışmalarıyla, farklı siyasi partilerin katkılarıyla, raporlarla, müzakerelerle ve nihayet yasal düzenleme hazırlıklarıyla ilerlemesi, son derece anlamlıdır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bu açıdan tarihi bir vazife üstlenmiştir. Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir” ifadelerini kullandı.

Abdullah Öcalan’ın Statü Meselesi ve Yeni Öneri

Sürecin devamı için önemli bir öneride bulunan Bahçeli, “11 Temmuz 2025’te PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması, ‘Terörsüz Türkiye’ iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşamadır. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak, sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır. Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır” açıklamasında bulundu.

CHP Açıklaması

Toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, CHP’ye yönelik açılan davaya ilişkin, “Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bugüne var olan en önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi ayrımdan, sert eleştirilerden, beraber olduğu insanları küçümseyerek yoluna devam edeceği yerde milletle buluşmayı tercih etsin ve CHP üzerine düşen tarihi sorumluluğu üstlenmiş olsun” dedi.